Bank of America: Tahviller onlarca yıl sonra yeniden cazip
Bank of America, küresel piyasalarda yatırımcıların varlık tercihlerinin yeniden şekillenebileceğine dikkat çekti.
Bankanın ABD Hisse Senedi ve Kantitatif Strateji Başkanı Savita Subramanian, tahvillerin uzun yılların ardından hisse senetlerine karşı yeniden ciddi bir yatırım alternatifi haline geldiğini söyledi.
Subramanian’ın değerlendirmesinde, özellikle 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisinin yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkması kritik bir eşik olarak öne çıktı.
Tahvil faizlerindeki yükseliş, yatırımcı açısından sabit getirili menkul kıymetlerin cazibesini artırırken, yüksek değerlemelere ulaşan hisse senetleri üzerindeki baskıyı da gündeme taşıyor.
Tahviller hisse senetlerine rakip oluyor
Bank of America’nın değerleme modeline göre, S&P 500 Endeksi’nin önümüzdeki 10 yılda sağlayacağı getiri yüzde 5 seviyesine ulaşamayabilir.
Bu beklenti, tahvillerin sunduğu getiriyle karşılaştırıldığında hisse senetlerinin risk-getiri dengesinin yatırımcı açısından yeniden sorgulanabileceğine işaret ediyor.
Subramanian, mevcut tabloyu değerlendirirken tahvillerin onlarca yıl sonra ilk kez gerçekten cazip bir seçenek haline geldiğini belirtti.
Böylece uzun süredir hisse senetlerinin lehine gelişen yatırım dengesi açısından yeni bir dönemin başlayabileceğine dikkat çekildi.
Yatırımcı iyimserliği risk yaratıyor
Bank of America’nın değerlendirmesinde yalnızca tahvil getirileri değil, hisse senedi piyasalarındaki yatırımcı beklentileri de önemli bir risk unsuru olarak öne çıktı.
Subramanian, yatırımcı iyimserliğinin oldukça yüksek seviyelerde bulunmasının hisse senetlerini yukarı yönlü sürprizlerden çok olası hayal kırıklıklarına karşı daha kırılgan hale getirdiğini ifade etti.
Bu değerlendirme, yüksek beklentilerin fiyatlara önemli ölçüde yansıdığı bir dönemde şirket bilançoları, ekonomik büyüme ve faiz politikasından gelebilecek olumsuz sinyallerin piyasalar üzerindeki etkisinin daha güçlü olabileceğine işaret ediyor.
Uzun vadeli faizler yakından izleniyor
ABD’de politika yapıcıların da uzun vadeli faizlerdeki yükselişi yakından takip ettiği belirtiliyor.
Subramanian, hem ABD Merkez Bankası’nın (Fed) hem de ABD Hazine Bakanı’nın getiri eğrisinin uzun vadeli bölümüne odaklandığını aktardı.
Uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, borçlanma maliyetlerinden konut piyasasına, şirket yatırımlarından hisse senedi değerlemelerine kadar ekonominin birçok alanını etkileyebiliyor.
Bu nedenle tahvil piyasasındaki hareketlilik, yalnızca sabit getirili yatırım araçları açısından değil, genel finansal koşullar bakımından da önem taşıyor.
Demografi ve yapay zeka faiz görünümünü değiştirebilir
Subramanian, ABD’deki demografik eğilimlerin uzun vadede faiz oranlarının ulaşabileceği üst sınırın 1970’ler ve 1980’lerdeki seviyelere kıyasla daha düşük olabileceğine işaret etti.
Yapay zekanın ekonomik etkisine de değinen Subramanian, teknolojik dönüşümün zaman içinde dezenflasyonist baskı yaratabileceğini belirtti.
Verimlilik artışlarının hızlanması ve üretim maliyetlerinin düşmesi halinde bunun fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Piyasalarda gözler ise bundan sonraki dönemde ABD’nin enflasyon görünümü, Fed’in faiz politikası ve uzun vadeli tahvil getirilerinde olacak.
Tahvil faizlerinin yüksek seviyelerini koruması halinde yatırımcıların portföylerinde hisse senedi ve tahvil arasındaki dengeyi yeniden değerlendirmesi bekleniyor.
Kaynak: EkonomiDünya