İngiltere’de borçlanma maliyeti 19 yılın zirvesine çıktı
İngiltere’de devlet tahvili piyasasında yükselen faizler, hükümetin borçlanma maliyetleri açısından alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Küresel tahvil satışlarının hız kazanması ve petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden güçlendirmesi, İngiliz tahvillerine yönelik satış baskısını artırdı.
İngiltere’nin 10 yıllık devlet tahvili getirisi, Salı günü sabah işlemlerinde yüzde 5,41’e kadar yükseldi.
Böylece söz konusu faiz, Ekim 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Uzun vadeli tahvillerdeki hareket ise daha dikkat çekici oldu.
İngiltere’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,93’e yükselerek 1998’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. 2 yıllık tahvil getirisi de yüzde 4,81 ile Ocak 2024’ten bu yana zirveyi gördü.
Petrol fiyatları enflasyon endişesini büyüttü
Tahvil piyasasındaki satışların arkasında yalnızca İngiltere’ye ilişkin mali endişeler bulunmuyor.
Küresel ölçekte yükselen petrol fiyatları, enflasyonun yeniden ivme kazanabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Enerji maliyetlerindeki artışın tüketici fiyatlarına yeniden baskı oluşturabileceği düşünülürken, yatırımcıların merkez bankalarının faiz indirimlerinde daha temkinli davranabileceği beklentisi tahvil piyasalarında satışları beraberinde getiriyor.
Tahvil fiyatları ile getirileri arasındaki ters yönlü ilişki nedeniyle fiyatların gerilemesi, faizlerin yükselmesine yol açıyor.
Bu durum ise İngiltere açısından yeni borçlanmaların daha yüksek maliyetle gerçekleştirilmesi anlamına geliyor.
Bütçe öncesi hükümet üzerindeki baskı artıyor
İngiltere’de tahvil faizlerindeki yükseliş, hükümetin mali görünümüne ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.
Hükümetin artan borçlanma ihtiyacı ve mevcut borç stoku üzerinden ödenen faizlerin yükselmesi, bütçe üzerindeki baskıyı artırıyor.
Özellikle ekim ayında açıklanması beklenen bütçe öncesinde piyasaların maliye politikasına ilişkin mesajları daha yakından izlemesi bekleniyor.
Faizlerin yüksek seviyelerde kalması, yalnızca yeni borçlanmanın maliyetini artırmıyor.
Aynı zamanda bütçede faiz ödemelerine ayrılan kaynağın büyümesine ve hükümetin diğer harcama kalemleri açısından daha dar bir hareket alanıyla karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
Piyasaların gözü İngiltere Merkez Bankası’nda
Tahvil piyasasındaki hareketliliğin bir diğer önemli ayağını ise İngiltere Merkez Bankası’nın para politikası oluşturuyor.
Piyasa beklentileri, İngiltere Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 3,75 seviyesinde tutacağı yönünde.
Ancak tahvil fiyatlamaları, kasım ayından itibaren faiz artırımlarının yeniden gündeme gelebileceğine işaret ediyor.
Bu beklenti, yatırımcıların İngiltere’de enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığı görüşünü koruduğunu gösteriyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi durumunda merkez bankasının faiz politikasında daha sıkı bir duruş sergilemek zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.
Borçlanma maliyeti ekonominin tamamını etkiliyor
İngiltere’de tahvil faizlerinin 19 yılın zirvesine çıkması, finans piyasalarının ötesinde ekonomi açısından da önemli sonuçlar taşıyor.
Devletin daha yüksek faizle borçlanması, kamu maliyesindeki faiz yükünü artırırken özel sektörün finansman maliyetleri üzerinde de baskı oluşturabiliyor.
Tahvil faizlerindeki yükselişin kredi piyasalarına yansıması halinde şirketlerin ve hanehalklarının borçlanma maliyetlerinde de artış görülebiliyor.
Önümüzdeki dönemde piyasaların odağında İngiltere hükümetinin bütçe planı, petrol fiyatlarının seyri ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin mesajları olacak.
Tahvil faizlerinin mevcut yüksek seviyelerde kalıp kalmayacağı ise İngiliz ekonomisinin finansman koşulları açısından kritik önem taşıyor.
Kaynak: EkonomiDünya