Kapalıçarşı’da Kuyumcular Kepenk İndiriyor! Piyasada Alarm
Kapalıçarşı’da Kuyumcular Kepenk İndiriyor! Tarihi Çarşıda Büyük Dönüşüm
Türkiye’nin altın ve mücevherat ticaretindeki en önemli merkezlerinden Kapalıçarşı’da ekonomik sıkışıklık derinleşiyor.
Altın fiyatlarındaki sert dalgalanmalar, uluslararası piyasalardaki fiyat farkının daralması, yüksek faiz getirileri ve artan işletme maliyetleri kuyumculuk sektörünü zorluyor.
Satışların gerilemesiyle birlikte bazı kuyumcular faaliyetlerini sonlandırırken, boşalan dükkânların yerini baharatçılar, hediyelik eşya satıcıları ve taklit ürünler satan işletmeler alıyor.
Yüzyıllardır kuyumculuk geleneğiyle öne çıkan tarihi çarşıda yaşanan değişim, sektörün geleceğine ilişkin soru işaretlerini de artırıyor.
Kapalıçarşı’da kuyumculuk geriliyor, ticaretin dengesi değişiyor
İstanbul’un tarihî ticaret merkezlerinden Kapalıçarşı, altın ve mücevherat sektörünün yaşadığı sorunların etkisiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor.
Uzun yıllardır değerli maden ve mücevher ticaretinin merkezinde yer alan çarşıda, kuyumcu işletmelerinin kapanması ve farklı ürün gruplarına yönelen esnafın çoğalması dikkat çekiyor.
Sektörün karşı karşıya kaldığı sorunların başında, 2023 yılından itibaren Türkiye’deki altın fiyatlarıyla uluslararası piyasa arasında oluşan fark geliyor.
Bu fark, Türkiye’de üretilen işlenmiş altın takı ve mücevherlerin yurt dışındaki rakiplerine kıyasla daha pahalı hale gelmesine neden oldu.
Rekabet gücündeki zayıflama, ihracatçıların yanı sıra yabancı turistlere satış yapan işletmeleri de olumsuz etkiledi.
İç piyasada tüketicilerin alım gücünün gerilemesi ve altın fiyatlarındaki düşüşün yarattığı belirsizlik de satışları baskılıyor.
Yüksek faiz ortamında tasarruf sahiplerinin alternatif yatırım araçlarına yönelmesi, kuyumculuk sektöründeki talep kaybını daha da belirgin hale getiriyor.
Mücevher ihracatında yükselişin arkasında külçe altın etkisi
Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Özcan’ın değerlendirmelerine göre, uluslararası piyasa ile Türkiye arasındaki altın fiyat farkının ihracatçılar lehine açılması, önceki aylarda dış satışlara önemli katkı sağladı.
Fiyat avantajının 1.500 dolar seviyelerine kadar ulaştığı dönemde ihracat rakamlarında yükseliş yaşandı.
Ancak son dönemde bu avantajın önemli ölçüde ortadan kalkması, sektörün geleceğine yönelik endişeleri artırdı.
Özcan, fiyat farkının yaklaşık 300 dolara kadar gerilediğini ve başa baş seviyesine yaklaştığını belirterek ihracatta düşüş sinyallerine dikkat çekti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre mücevherat sektörü, 2026 yılının ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,8 artışla 6,86 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Ancak toplam ihracattaki artış, sektörün bütün alanlarında aynı ölçüde bir iyileşme yaşandığı anlamına gelmiyor.
Özellikle işçilik içeren altın takı ve mücevher ihracatında görülen gerileme, sektörün üretim kapasitesi ve istihdamı açısından önem taşıyor.
Külçe altın ihracatının toplam rakamlara katkısı artarken, katma değer yaratan işlenmiş ürünlerdeki zayıflama üreticiler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye’nin mücevherat alanındaki rekabet gücünün korunması için yalnızca toplam ihracat rakamlarının değil, işlenmiş ürünlerin dış pazarlardaki performansının da yakından izlenmesi gerekiyor.
Altın fiyatlarındaki düşüş kuyumcuları nasıl etkiliyor?
İstanbul Ticaret Odası Kuyumculuk Meslek Komitesi Başkanı Ercan Özboyacı da altın fiyatlarındaki gerileme ve yüksek faiz getirilerinin sektördeki ticari hareketliliği olumsuz etkilediğine işaret ediyor.
Özboyacı’nın değerlendirmelerine göre Kapalıçarşı’da satışlar durma noktasına gelirken kapanan kuyumcuların sayısı da artıyor.
İşletme giderlerinin yükselmesi ve satış hacminin daralması, özellikle yüksek sermayeyle faaliyet gösteren kuyumcuların işlerini sürdürmesini zorlaştırıyor.
Altının yatırım aracı olarak öne çıktığı dönemlerde fiyat artışları, yatırımcıların ilgisini canlı tutabiliyor.
Ancak sert fiyat hareketleri ve düşüş dönemleri, tüketicilerin yeni alım kararlarını ertelemesine neden olabiliyor.
Yüksek faiz getirisi de tasarruf sahiplerinin tercihlerini değiştirerek altın ve mücevher talebini baskılayabiliyor.
29 Ocak’ta ons başına yaklaşık 5.595 dolarla tarihî zirvesini gören altın, 27 Ekim sabahında 4.001 dolar seviyesine geriledi.
Böylece ons altındaki kayıp yaklaşık yüzde 28,5’e ulaştı.
Aynı dönemde gram altın da 7.816 liralık zirvesinden 6.403 liraya gerileyerek yaklaşık yüzde 18,1 değer kaybetti.
Bu düşüşler, altın fiyatlarının yükselmeye devam edeceği beklentisiyle hareket eden yatırımcıların kararlarını yeniden değerlendirmesine yol açabiliyor.
Bununla birlikte fiyat düşüşlerinin kuyumculuk satışları üzerindeki etkisi, tüketici talebi ve piyasa koşullarına göre değişiyor.
Kuyumcu dükkânlarının yerini baharatçılar ve hediyelik eşya satıcıları alıyor
Kapalıçarşı’daki değişim yalnızca satışların azalmasıyla sınırlı değil.
Geleneksel kuyumculuk faaliyetlerinin yürütüldüğü bazı dükkânların kapanmasıyla birlikte ticari alanların kullanım biçimi de değişiyor.
Altın ve mücevherat ticareti, yüksek miktarda sermaye, güven ilişkisi, uzmanlık ve deneyimli iş gücü gerektiriyor.
Satışların gerilediği, maliyetlerin yükseldiği bir ortamda işletmelerin kârlılığını koruması güçleşiyor.
Buna karşılık daha farklı sermaye yapılarıyla faaliyet gösterebilen baharatçılar, hediyelik eşya satıcıları ve turistlere yönelik ürünler sunan işletmeler, boşalan dükkânlarda kendilerine yer buluyor.
Çarşının bazı noktalarında geleneksel kuyumcu vitrinlerinin yerini bu işletmelerin alması, tarihî ticaret merkezinin alışılmış görünümünü değiştiriyor.
Turistlere yönelik alışverişin ağırlık kazanması, ticari faaliyetlerin niteliğini de dönüştürüyor.
Ancak bu değişim, kuyumculuk sektörünün yıllar içinde oluşturduğu uzmanlık birikiminin ve üretim odaklı ticaret ağının aynı şekilde korunabileceği anlamına gelmiyor.
Tehlike yalnızca dükkânların kapanması değil
Kapalıçarşı’nın kuyumculuk kimliğindeki zayıflama, doğrudan kuyumcu işletmelerinin sayısıyla ölçülemeyecek sonuçlar doğurabilir.
Çünkü çarşı, altın ve mücevher satışının yanında değerli taş ticareti, tasarım, tamir, el işçiliği ve zanaatkârlık gibi birbirini tamamlayan faaliyetlerin de merkezinde bulunuyor.
Kuyumcu dükkânlarının kapanması, bu işletmelerle çalışan ustaları, taş işleme atölyelerini, tasarımcıları ve tedarikçileri de etkileyebilir.
Siparişlerin azalması, üretim hacminin daralması ve deneyimli iş gücünün sektörden uzaklaşması, uzun yıllar içinde oluşan mesleki birikimin sürdürülebilirliği açısından risk oluşturuyor.
Özellikle geleneksel el işçiliğine dayanan üretim faaliyetlerinin gerilemesi, yalnızca ekonomik değil, kültürel bir kayıp ihtimalini de gündeme getiriyor.
Kapalıçarşı’nın tarihî kimliği, ticari canlılığının yanı sıra bu zanaatların kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla da şekilleniyor.
Kapalıçarşı’nın geleceği sektörün rekabet gücüne bağlı
Türkiye mücevherat sektörünün önündeki temel sorunlardan biri, uluslararası piyasalarda rekabet edebilecek fiyatlarla üretim yapabilmek ve işlenmiş ürün ihracatını sürdürülebilir biçimde artırmak.
Bunun yanında iç piyasadaki talebin seyri, finansman maliyetleri ve işletmelerin artan giderleri de sektörün geleceğini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Kapalıçarşı’daki dönüşüm, bu sorunların tarihî bir ticaret merkezinde görünür hale gelen sonuçlarından biri olarak öne çıkıyor.
Kuyumcuların kapanmasıyla boşalan alanların farklı işletmeler tarafından doldurulması kısa vadede ticari faaliyetin devam etmesini sağlayabilir.
Ancak kuyumculuk geleneğinin zayıflaması, uzun vadede çarşının ekonomik kimliğini değiştirebilir.
Bugün Kapalıçarşı’da yaşananlar, yalnızca bazı dükkânların kepenk indirmesinden ibaret değil.
Gelişmeler, Türkiye’nin altın ve mücevherat üretimindeki rekabet gücünü, ihracatın niteliğini ve geleneksel zanaatların geleceğini ilgilendiren daha geniş bir dönüşüme işaret ediyor
Kaynak: EkonomiDünya